Plak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Plak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Temmuz 2016 Cuma

Dişeti Büyümesi

Dişeti büyümesi, dişetinin hacimsel artışıdır. Farklı sebepleri olabilir ve bu nedenle etkene (sebebe) yönelik tedavisi gereklidir. Dişeti büyümesi genellikle bulgu vermeden seyreder ve özellikle ön bölgede yerleşim gösteren büyümeler, hastayı estetik olarak rahatsız eder. Bazen kanama eşlik edebilir. Hacimsel olarak büyümenin boyutu giderek artabilir ve ısırma/çiğneme güçlüğüne sebep olabilir. 

Özellikle boyutu hızla artan ve tek bir yerde konumlanan büyümelerde zaman kaybetmeden bir diş hekimine başvurmak, tümör olasılığı olabileceğinden büyük önem taşımaktadır.

Dişeti büyümesinin sebepleri:
İltihabi dişeti büyümesi: Bu tarz büyümeler, kendi içinde "akut" ve "kronik" olarak ikiye ayrılır. Akut iltihabi büyümeler, dişeti apselerini ifade eder, çoğunlukla ağrılıdır. Kronik iltihabi büyümeler ise, dişetinin uzun süreli plak ve diş taşına maruziyeti, ağız solunumu, uyumsuz dolgu ve protezler, diş aralarına sıkışan gıdalar veya iki diş arasında görülen çürükler gibi kronik etkenler sonucu oluşabilen dişeti büyümeleridir. Ağrı eşlik etmez. İltihabi büyümelerin ortak özelliği, kanama mevcudiyetidir. Tedavisi, sebebe yönelik olarak, diş taşı ve plak temizliği, kök yüzeyi düzeltme, apse drenajı, çürüklerin doldurulması, uyumsuz dolgu ve protezlerin yenilenmesi vb. şeklinde olacaktır.

İlaca bağlı dişeti büyümesi: Bazı ilaçlar, dişeti büyümesine sebep olabilir. Bunlar, epilepsi (sara) tedavisinde kullanılan "fenitoin" etken maddesine sahip ilaçlar, hipertansiyon tedavisinde kullanılan "nifedipin, amlodipin, verapamil" etken maddeli ilaçlar ve bağışıklık sistemini baskılamak için özellikle böbrek nakli hastalarının kullandığı "siklosporin" etken maddeli ilaçlardır. Bu tarz büyümeler, genellikle sert, soluk renkte büyümeler şeklinde görülür ve ağrısızdır. Az sıklıkla, daha yumuşak kıvamlı, kızarık ve kanamalı şekilde de görülebilir. Ağız hijyeni kötüleştikçe büyümenin şiddeti artar, büyümeler boyut olarak arttıkça da daha düzensiz dişeti yüzeyleri plak birikimini kolaylaştırır. Dolayısıyla bu bir kısır döngüdür. Tedavisinde, hastaya doğru bakım alışkanlıklarını kazandırmakla beraber, hekimine danışılarak ilacın değiştirilmesi değerlendirilmelidir. Bazen tedaviye ek olarak sistemik (ağızdan alınan) antibiyotikler verilebilir. Plak ve diş taşı temizliği, kök yüzeyi düzeltme ve gerekirse dişeti cerrahileri planlanır.

Sistemik faktörlere bağlı dişeti büyümesi: Hormonlara bağlı olarak, hamilelik, ergenlik veya adet dönemlerinde; C vitamini eksikliğinde dişeti büyümesi görülebilir. Bu tarz büyümeler genellikle ağız hijyeni kötüleştikçe şiddetlenir. Akut lösemilerde ve granülomatöz hastalıklarda da dişeti büyümesi izlenebilir.

Neoplastik dişeti büyümesi: İyi huylu veya kötü huylu olabilen tümöral büyümelerdir. Önemli bir nokta, özellikle kötü huylu büyümelerin hızla gelişim göstereceğidir. Bu tarz büyümeler genellikle bulgu vermez, ağrısızdır. Tedavisi için, öncelikle büyümenin karakteri belirlenmeli ve ona göre bir yaklaşım sağlanmalıdır. 

Kalıtsal veya sebebi anlaşılamayan dişeti büyümesi: Ailesel geçiş gösteren "herediter gingival fibromatozis" adı verilen bir hastalık mevcuttur ve dişetlerinin var olan tüm dişler çevresinde sert, soluk renkte, kanamasız büyümeleri olarak izlenirler. Cerrahi olarak tedavi edilirler ancak tekrarlama olasılığı yüksektir. Bazı büyümeler ise idiopatik (sebebi bilinemeyen) şekildedir.

Dişeti büyümelerinin cerrahi tedavisinde yapışık dişeti genişliği önemlidir. Yapışık dişeti genişliği yeterli vakalarda gingivektomi ve gingivoplasti cerrahisi uygulanır. Yapışık dişeti genişliği yetersiz vakalarda ise flep cerrahisi yapılmalıdır. Bu cerrahi işlemlerin ayrıntıları için tıklayınız.

2 Haziran 2016 Perşembe

Dental Plak ve Diş Taşı Nedir? Nasıl Giderilir?

Plak, yiyecek artıkları, mikroorganizmalar ve tükürük içeriğinden oluşan, dişe sıkıca tutunan organize yapıdır. Mikroorganizmalar, diş yüzeyindeki yiyecek artıklarına koloniler şeklinde tutunur ve bu kolonizasyon süreci 24 saati bulur. Dolayısıyla etkili fırçalama ve dişler arası yüzeylerin temizliği ile plağın oluşmadan giderilmesi mümkündür.
 
 
 
Diş taşı ise, diş yüzeylerinde biriken plağın kalsifiye olması ile oluşur. Kalsifiye olmak tabirinin yerine, tam karşılığı bunlar olmamakla birlikte, sertleşme veya kireçleşme sözcükleri kullanılabilir. Diş taşı halk arasında "tartar" olarak da bilinir.
 
 
 
Hem plak hem de diş taşı, içeriğinde mikroorganizma barındırdığından, diş yüzeyinde, dişeti çevresinde varlıkları periodontal hastalık gelişiminde esas rolü oynar. Bu yüzden plak ve diş taşı temizliği periodontal tedavinin ana basamaklarından birini oluşturur. Ancak kişinin bir kere bu tedaviyi yaptırdıktan sonra hayatı boyunca bir daha buna ihtiyaç duymayacağı düşünülemez.
 
İnsan, doğası gereği gün içinde birçok kez yiyecek-içecek tüketir ve özellikle karbonhidratlı gıdalar, diş yüzeyine yapışma eğilimindedir. Kişi bir günde 1-1,5 lt. tükürük üretir ve bu da insan vücudu için bir gerekliliktir. Ayrıca, ağız içinde doğal olarak çok çeşitli mikroorganizmalar mevcuttur ve bunların varlığı normal şartlarda kişinin sağlığını bozmaz. Ancak, yetersiz ağız hijyeni ile birleştiğinde, bu faktörler diş ve dişeti sağlığı için olumsuz sonuçlar doğurur. Üstelik kişinin ihmali sonucu, görülebilecek olumsuz tablolar giderek ağırlaşabilir. Dolayısıyla belirli aralıklarla profesyonel plak ve diş taşı temizliğinin gerçekleştirilmesi bir gerekliliktir.
 
Plak ve diş taşı temizliğinden bahsetmeden önce, bu oluşumların konumuna da değinmek gerekir; plak veya diş taşı dişetinin üstünde yer aldığında "supragingival", dişetinin altında (kök yüzeyi ile dişeti arasında) yer aldığında ise "subgingival" olarak ifade edilir.
 
 
Plak giderilmesinde, dönerek çalışan lastik veya fırçalar ile birlikte "pat" denilen, ince tanecikli aşındırıcılar içeren macun kıvamında karışımlar kullanılır. Bu esnada az miktarda dişeti altına da inilecek şekilde çalışılarak hem supragingival hem subgingival plak temizlenir. Bu işleme "cila" veya "polisaj" denmektedir. Avantajlarından biri de diş yüzeyindeki lekelerin de gideriliyor olmasıdır.
 
 
Diş taşı temizliğinde ise, ultrasonik ya da sonik olarak tabir edilen, basitçe su ile çalışan ve titreşim yapan cihazlar, el aletleri veya her iki yöntem birlikte kullanılabilir. Supragingival diş taşı temizliği, diş taşı ağız içinde görülebildiği için, her zaman olmasa da, subgingival diş taşı temizliğine göre çok daha basit ve hızlı olarak düşünülebilir. Subgingival diş taşları, yapıları gereği daha sert ve dişe daha sıkı tutunmuş yapıdadır, ayrıca görülmeleri daha zordur. Bu yüzden daha uzun süre harcamak ve hastanın hassasiyetine göre işlem sırasında lokal anestezi uygulamak gerekebilir.