Dişeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dişeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2018 Salı

Kemik Grefti Uygulamaları

Greft, kişinin kendi vücudunda bulunan veya dış kaynaklı (bir başka insan, bir hayvan veya laboratuar ortamında üretilen sentetik) bir dokunun, bu dokuyu besleyen damar ve sinir bağlantısı olmadan alınarak vücutta beslenebileceği başka bir bölgeye nakledilmesidir. Doku parçasının damar ve sinir bağlantısı olmadan taşındığı vücut bölgesinde beslenme imkanı yoktur. Bu bakımdan bu tip dokular çevredeki dokular ve onların kapiller damarlarından "difüzyon" denilen bir yöntemle beslenirler.

Dişhekimliğinde uygulanan kemik greftleri başlıca iki türlüdür: 

1)Blok greft: Kemik bir bütün şeklinde kişinin kendi vücudundan elde edilir. Nakledileceği bölgeye mini vidalar yardımı ile tutturulur.



2)Partiküler greft: Kemiğin parçacıklar haline (toz da denilebilir) getirildiği greft türüdür.


Vakaya göre bu greft türlerinin ayrı ayrı veya birlikte kullanımı mümkündür. Tek başına kemik grefti uygulamak yeterli değildir. Greft uygulanan alan ile dişeti flebi arasına muhakkak "membran" denilen zarsı bir tabaka da uygulamak gereklidir. Membranlar da çeşitli türlerde olabilmektedir. Vakaya göre kullanılacak membran seçeneği belirlenir.


En başta da bahsettiğim gibi, kemik grefti difüzyonla beslenir ve bu yüzden de çevresinde bolca kan damarı olması gereklidir. dişlerin kök yüzeyinde kan damarı yoktur. Greft sadece çevre dokulardan, yani dişeti, periodontal ligament ve alveolar kemikten beslenir. Bu nedenle de her periodontitis hastasına, daha doğru tabirle her dişe kemik grefti uygulamak mümkün değildir. Özellikle partiküler greft beslenemediğinde, zamanla hücre ölümü yani nekroz gerçekleşecek ve bölge eski haline dönecektir. Bu da hem hastanın boşuna acı çekmesi, hem de boşuna maddi bir yükün altına girmesi demektir.

Kemik kayıpları (defekt) horizontal ve vertikal olmak üzere iki başlıkta incelenir.


Horizontal kemik kayıplarında bölgeye uygulanacak greftin üst katmanlarının beslenmesi mümkün değildir, çünkü her iki tarafında da kök yüzeyi vardır. Vertikal kemik kayıplarında ise bir yüzeyde dikey kemik alanı olduğundan uygulanan greft beslenebilir ve iyileşebilir. 

Bu bilgiler ışığında söylenebilir ki, detaylı bir periodontoloji muayenesi ile sorununuza yönelik tedavi yöntemi rahatlıkla belirlenebilir. Bundan daha da önemlisi, yapılması gereken sorunu geciktirmeden en kısa sürede müdahale edilmesi ve hatta sorun olmadan belirli aralıklarla dişhekimi kontrollerine gidilmesidir.




2 Haziran 2016 Perşembe

Diş Hassasiyeti Nedir? Sebepleri Nelerdir? Nasıl Tedavi Edilir?

Hassasiyet, dişin gözenekli dokusu olan "dentin"in açığa çıkması ile meydana gelir. Dentinde "tübül" adı verilen ve sinir iletimi sağlayan kanallar bulunur. Dentin tübüllerinin açığa çıkması ile, uyaranlar çok daha hızlı şekilde sinirsel iletime sebep olur, dişin içindeki damar ve sinir kanalı "pulpa"ya ulaşan duyu, beyne iletilir ve dişlerde sızlama şeklinde bulgu veren diş hassasiyeti görülür.



Hassasiyet problemi yaşayan kişiler, bazı yiyecek-içecekleri tüketmekte zorlanabilir, özellikle çok sıcak ve çok soğuktan kaçınırlar. Diş fırçalama, diş arası temizliği, ağzı su ile çalkalama gibi günlük yaşamın ve diş bakımının gerekliliklerini yerine getirmek güçleşebilir. Yaşanılan sızlama şeklindeki ağrı, yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Bu yüzden hassasiyet, en istenmeyen diş problemlerinin başında gelir.

Hassasiyetin sebepleri:

  1. Dişeti çekilmesi
  2. Dişte çatlak ya da kırık varlığı
  3. Diş minesinde aşınma
  4. Gelişimsel olarak diş minesinin azlığı veya yokluğu
  5. Çürükler
  6. Diş sıkma-gıcırdatma


Diş hassasiyetini önlemek için şunlara dikkat edilmelidir:

  1. Yumuşak kıllı bir diş fırçası kullanın. Böylece, dişeti çekilmesi ve dişlerin aşınmasını önelmiş olursunuz.
  2. Dişlerinizi düzenli fırçalayın ve dişler arası temizliğinizi yapın. Böylece periodontal hastalıkları, bu hastalıklara bağlı görülen dişeti çekilmesini ve bunlara ek olarak çürükleri önlemiş olacaksınız.
  3. Hassasiyete yönelik diş macunları kullanın. Bu ürünler, dentin tübüllerini tıkayarak sinirsel iletimi yavaşlatır veya durdurur.
  4. Asitli yiyecek ve içeceklerin tüketimini mümkün olduğunca azaltın. Bunların tüketilmesinin hemen ardından su için, hemen diş fırçalamaktan kaçının. Böylece diş minesinin asit erozyonuna bağlı aşınmasını en aza indirgeyeceksiniz.
  5. Çatlak, kırık ve çürük dişlerin tedavisini ertelemeden en kısa sürede diş hekiminize yaptırın.
  6. Diş sıkma veya gıcırdatma sorununuz varsa, mutlaka diş hekiminize danışın. Çoğu kişi bu durumu anlamakta zorlanabilir, çünkü genellikle uyku sırasında gerçekleşir. Sabah kalktığınızda şakak ve yanaklarda ağrı, gerginlik ve yorgun uyanmak gibi belirtiler veya bir yakınınızın (eşiniz, anneniz vs.) bilgilendirmesi, size bu konuda yardımcı olabilir. 

Hassasiyet, tedavi edilebilen bir durumdur, ancak biraz sabır isteyen bir süreç gerektirir. Başlangıç olarak, hassasiyete yönelik diş macunları ve istenirse buna ek olarak yine hassasiyete yönelik ağız gargaraları kullanılır. Bu ürünler, düzenli olarak 2-4 hafta kullanılmalıdır. Bu sürenin sonunda  herhangi bir düzelme söz konusu değilse, diş hekiminizin bir veya iki seans uygulayacağı florür jelleri veya dentin tübüllerini tıkayıcı ajanlar rahatlama sağlayacaktır. Ancak, nadir de olsa bazen, hiçbir şekilde hassasiyet sorunu çözülemezse, ilgili dişe kanal tedavisi yapılması da bir yaklaşım olabilir.

Dişeti Çekilmesi Nedir? Sebepleri, Sonuçları Nelerdir? Tedavisi Mümkün Mü?

Diş, temel olarak iki kısımdan oluşur: Kron ve kök. Dişin ağız içinde görünen kısmı, kron olarak adlandırılır. Diş kökü ise normal şartlarda dişeti altındadır ve alveol kemiği ile çevrilidir. Ancak bazı durumlarda, dişin kökü ağız içinde görülür hale gelir ve bu durumun sebeplerinden biri de dişeti çekilmesidir.
Dişeti çekilmesi, dişeti kenarının dişin kök ucuna doğru yer değiştirmesidir. Bazen diş de ağız içine doğru uzama eğilimindedir. Bu durum dişeti çekilmesi ile karıştırılabilir. Dişeti çekilmesi, tamamen dişetinde meydana gelen konum değişikliği ve dişeti miktarı azalması olarak ele alınır.

Dişeti çekilmesinin birden çok sebebi vardır:
  1. Hatalı diş fırçalama: Çok sert bir fırça kullanmak veya aşırı bastırarak diş fırçalamak.
  2. Hatalı diş konumları: Dişlerin anatomik olarak olması gereken yer dışında farklı bir yerde konumlanması sonucu.
  3. Alışkanlıklar: Kürdan ile diş karıştırma, tırnak ile dişeti kenarlarının kurcalanması, piercing gibi dişetinde travmaya sebep olacak alışkanlık ve durumlar.
  4. Mukogingival stres: Dudak ve yanak bağlantılarının dişetine olması gerekenden daha yakın olması sonucu.
  5. Periodontal hastalık: Periodontitiste dişeti çekilmesi görülebilir.
  6. Periodontal tedavi sonrası: Periodontitis hastalarında var olan ödem iyileşirken dişeti büzüleceğinden, iyileşme çekilme ile olabilir.
  7. Gelişimsel anatomik bozukluklar: Büyüme ve gelişim sırasında ortaya çıkan durumlar.
  8. Ortodontik kuvvetler: Tel tedavisi sırasında bazı dişlerde dişeti çekilmesi görülebilir. Tedavi sırasında kullanılan tel, braket, bant gibi malzemeler de çekilmeye sebep olabilir.
  9. Hareketli protez: Halk arasında "takmalı-çıkarmalı diş" olarak bilinen, kişinin kısmi dişsizlik durumlarında taktığı, dişlere metal parçalar ile bağlanan protezlerin bu bağlantı parçaları çekilmeye sebep olabilir.
  10. Yaşlanma
  11. Sigara
  12. Diş sıkma-gıcırdatma
Dişeti çekilmesi sonucunda, özellikle ön dişlerde bu durum söz konusu ise, estetik olmayan bir tablo ortaya çıkacaktır. Dişin kökü açığa çıktığından dişlerde hassasiyet meydana gelebilir. Bu durumda kişi, soğuk-sıcak yiyecekleri tüketirken, diş fırçalarken, abdest alırken vs. dişlerinde sızlama hissedebilir ve bu da yaşam kalitesini etkiler. Ayrıca, dişin çevresindeki destek dokunun bir kısmı kaybedildiğinden dişlerde sallanma da görülebilir. Bu durumda kişi dişini kaybetme kaygısı yaşayabilir.
Dişeti çekilmesini tedavi ederken öncelikle sebebin ne olduğunu belirlemek ve mümkünse bunu ortadan kaldırmak gereklidir. Bunun için kişinin hatalı alışkanlıklarını değiştirmek, sebep yanak-dudak bağlantıları ise bunları cerrahi olarak dişetinden uzaklaştırmak, diş taşı ve plak varlığında bunları temizlemek gibi etkene yönelik tedavi yapılır. Ardından, dişetinin son konumu ele alınarak, eğer tüm şartlar uygunsa, dişeti çekilmelerinin cerrahi olarak tedavisi gerçekleştirilebilir.
Dişeti çekilmelerinin cerrahi tedavisinde, hastanın sağlık durumu, kullandığı ilaçlar, ağız hijyenini yeterli şekilde sağlıyor olması, cerrahi işleme fiziken ve zihnen uygun olması gibi kriterlere dikkat edilir. Bunları sağlayan her hastada da dişeti çekilmesinin tamamen tedavisi mümkün olmayabilir. Bunda da, çekilmenin miktarı ve genişliği önem kazanır.
Tüm koşullar uygunsa, dişeti çekilmesi, basitçe, damaktan parça alarak (serbest dişeti grefti veya bağ doku grefti) bunun çekilme olan bölgeye dikilmesi ile tedavi edilebilir. Ayrıca, çekilme olan bölgenin çevresinde yeterli doku varsa, bu doku çekilmeyi kapatacak şekilde kaydırılarak da tedavi mümkündür. Tüm bu işlemler, lokal anestezi altında kolaylıkla gerçekleştirilebilen cerrahi işlemlerdir ve sonrasında ağzınızda dikişler olacaktır. Hekiminizin önerileri doğrultusunda dikişler 7-10 gün içinde alınacaktır

Dental Plak ve Diş Taşı Nedir? Nasıl Giderilir?

Plak, yiyecek artıkları, mikroorganizmalar ve tükürük içeriğinden oluşan, dişe sıkıca tutunan organize yapıdır. Mikroorganizmalar, diş yüzeyindeki yiyecek artıklarına koloniler şeklinde tutunur ve bu kolonizasyon süreci 24 saati bulur. Dolayısıyla etkili fırçalama ve dişler arası yüzeylerin temizliği ile plağın oluşmadan giderilmesi mümkündür.
 
 
 
Diş taşı ise, diş yüzeylerinde biriken plağın kalsifiye olması ile oluşur. Kalsifiye olmak tabirinin yerine, tam karşılığı bunlar olmamakla birlikte, sertleşme veya kireçleşme sözcükleri kullanılabilir. Diş taşı halk arasında "tartar" olarak da bilinir.
 
 
 
Hem plak hem de diş taşı, içeriğinde mikroorganizma barındırdığından, diş yüzeyinde, dişeti çevresinde varlıkları periodontal hastalık gelişiminde esas rolü oynar. Bu yüzden plak ve diş taşı temizliği periodontal tedavinin ana basamaklarından birini oluşturur. Ancak kişinin bir kere bu tedaviyi yaptırdıktan sonra hayatı boyunca bir daha buna ihtiyaç duymayacağı düşünülemez.
 
İnsan, doğası gereği gün içinde birçok kez yiyecek-içecek tüketir ve özellikle karbonhidratlı gıdalar, diş yüzeyine yapışma eğilimindedir. Kişi bir günde 1-1,5 lt. tükürük üretir ve bu da insan vücudu için bir gerekliliktir. Ayrıca, ağız içinde doğal olarak çok çeşitli mikroorganizmalar mevcuttur ve bunların varlığı normal şartlarda kişinin sağlığını bozmaz. Ancak, yetersiz ağız hijyeni ile birleştiğinde, bu faktörler diş ve dişeti sağlığı için olumsuz sonuçlar doğurur. Üstelik kişinin ihmali sonucu, görülebilecek olumsuz tablolar giderek ağırlaşabilir. Dolayısıyla belirli aralıklarla profesyonel plak ve diş taşı temizliğinin gerçekleştirilmesi bir gerekliliktir.
 
Plak ve diş taşı temizliğinden bahsetmeden önce, bu oluşumların konumuna da değinmek gerekir; plak veya diş taşı dişetinin üstünde yer aldığında "supragingival", dişetinin altında (kök yüzeyi ile dişeti arasında) yer aldığında ise "subgingival" olarak ifade edilir.
 
 
Plak giderilmesinde, dönerek çalışan lastik veya fırçalar ile birlikte "pat" denilen, ince tanecikli aşındırıcılar içeren macun kıvamında karışımlar kullanılır. Bu esnada az miktarda dişeti altına da inilecek şekilde çalışılarak hem supragingival hem subgingival plak temizlenir. Bu işleme "cila" veya "polisaj" denmektedir. Avantajlarından biri de diş yüzeyindeki lekelerin de gideriliyor olmasıdır.
 
 
Diş taşı temizliğinde ise, ultrasonik ya da sonik olarak tabir edilen, basitçe su ile çalışan ve titreşim yapan cihazlar, el aletleri veya her iki yöntem birlikte kullanılabilir. Supragingival diş taşı temizliği, diş taşı ağız içinde görülebildiği için, her zaman olmasa da, subgingival diş taşı temizliğine göre çok daha basit ve hızlı olarak düşünülebilir. Subgingival diş taşları, yapıları gereği daha sert ve dişe daha sıkı tutunmuş yapıdadır, ayrıca görülmeleri daha zordur. Bu yüzden daha uzun süre harcamak ve hastanın hassasiyetine göre işlem sırasında lokal anestezi uygulamak gerekebilir.
 
 

 

Nedir? Kavramlar: Periodonsiyum, Periodontoloji, Periodontal Hastalık ve Tedavi.

Periodonsiyum: Dişleri fonksiyonda tutmak için gerekli desteği sağlayan yapılar bütünüdür. Dişeti, periodontal ligament, sement ve alveol kemiğinden oluşur. Dişeti, ağız içinde görülen ve dişleri çepeçevre saran yumuşak dokudur.  Periodontal ligament, diş kökünü etrafındaki kemiğe bağlayan ve çiğneme kuvvetlerini kemiğe ileten çok önemli bir yapıdır. Sement, diş kökünün en dış tabakasını oluşturur. Alveol kemiği ise dişi tamamen çevreleyen kemiktir ve çene kemiği ile bağlantılıdır.

Periodontoloji: Periodonsiyumun anatomi, fizyoloji ve histolojisini inceleyen, bu dokularda meydana gelen hastalıkları araştıran, bu hastalıkların tedavisini ve tedavi sonucu elde edilen sağlığın devamlılığını sağlayan bilim dalıdır.
Periodontal Hastalıklar: Periodontal dokuları etkileyen inflamatuvar hastalıklardır. Erişkinlerde diş kayıplarının %70’inden periodontal hastalıklar sorumludur. Periodontal hastalıklar, günümüzde dünya üzerinde en yaygın sağlık sorunlarından biri olup genel vücut sağlığına olan etkileri ile büyük önem taşımaktadır.
Sağlıklı dişeti, soluk pembe renkte, portakal kabuğuna benzer yüzey yapısına sahiptir, düzenli bir şekilde dişi takip eder ve dişi sıkıca sarar.
Gingivitis, diş yüzeyinde biriken mikrobiyal plağa karşı, vücudun ilk savunma mekanizması olan inflamatuvar cevabı vermesi ile oluşan dişeti hastalığıdır. En erken bulgularından biri, dişeti kanamasıdır. Kanama, fırçalama veya yemek yeme sırasında (bir uyaran bağlı olarak) olabildiği gibi kendiliğinden (spontan) olarak da görülebilir. Dişeti, kırmızı veya mavimsi kırmızı bir renk alır, normal sıkı kıvamında değişiklik ve yüzey pürtüklülüğünde kayıp izlenir. Dişetinde ödem (şişlik) görülebilir. Periodontal tedavi ile kısa sürede iyileşir.
Periodontitis, özgün mikroorganizmalar tarafından oluşturulan, periodontal ligament ve alveolar kemiğin ilerleyici yıkımı ile sonuçlanan inflamatuvar hastalıktır. Dişeti çekilmesi veya büyümesi, dişeti  kanaması, dişlerde sallanma, yer değiştirme veya uzama görülebilir. Tedavisi mümkündür, ancak kaybedilen dokular her zaman geri kazanılamayabilir.

Periodontal muayenede, yalnızca gözle ve el aletleri ile yapılan muayene doğru sonuç vermez. Elde edilen klinik bulgular muhakkak röntgenler ile desteklenmelidir. Çünkü periodonsiyumun dört bileşeninden üçü dişeti altındadır ve gözle görülmesi mümkün değildir.
Periodontal Tedavi: Kişiye özgü ağız hijyeni uygulamalarının öğretilmesi ve hastanın bu konuda motive edilmesi ile başlayan, dişin yüzeyindeki plağın giderilmesi, diş taşı temizliği ve kök yüzeyi düzeltme ile devam eden, gerekli hallerde cerrahi işlemleri kapsayan bir süreçtir. Ayrıca hastanın aktif tedavisi bittikten sonra, uygun aralıklarla takibi de periodontal tedavi süreci içinde yer almaktadır.